Paketlenmiş Gıdalardaki Katkı Maddeleri Onların Raf Ömrünü Uzatır; Sizin Ömrünüze Etkilerini Düşündünüz mü?

Paketlenmiş Gıdalardaki Katkı Maddeleri Onların Raf Ömrünü Uzatır; Sizin Ömrünüze Etkilerini Düşündünüz mü?

Gıdaların raf ömrü uzadı, paketli ürünler arttı; buna paralel olarak hastalıkların da aynı ölçüde arttığını söyleyebilir miyiz?

Özellikle işlenmiş, paketlenmiş gıdalar; obezite ve kronik hastalıklar açısından genel popülasyon için tehlike oluşturmaktadır.

Tüm gıda ürünleri doğal ve kaçınılmaz olarak zaman içinde bozulur. Besinler, katkı maddeleri olmadan raflarda uzun süre kalamaz. Nedir bu katkı maddeleri ve sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Katkı maddeleri, koruyucular; insanların her gün kullandıkları birçok üründe önemli rol oynar. Örneğin zararlı mikroorganizmaların büyümesini önler ve ürünleri bozulmadan korur.

Gıdadaki koruyucular

Bakteriler, küfler, mantar ve mayanın neden olduğu bozulmaya karşı; gıdaya koruyucu maddeler eklenir. Koruyucular; raf ömrünü uzatmak, daha uzun süre yenmesini sağlamanın dışında renk, lezzet veya dokudaki değişiklikleri yavaşlatmak veya önlemek için kullanılır. Katkı maddelerinin bir kısmı zararsız, bir kısmı ise sağlık açısından risklidir. Katkı maddelerinden arındırılmış paketli gıdaları market raflarında bulmanız pek olası değildir. Paketli ürünler katkı maddeleri içeriyor. Önerim; en azından “sağlık açısından riskli olmayanları” tercih etmeniz yönünde.

Katkı maddelerini tanımalısınız

Ambalajlı ve kutulu olarak hazırlanan besinlerin çoğunda, sağlığınız için çok da öneremeyeceğimiz koruyucu maddeler yer alır. Mümkün olduğu kadar az işlenmiş ve az katkı maddesi içeren besinleri almaya çalışın. Örneklemek istersek: Meyve aromaları ya da bazılarında yazdığı gibi “doğala özdeş aroma”; “doğala benzer ama yapay” anlamı taşır ve gerçek meyveler içermediğini anlatır.

Gıdaların üzerindeki “hiçbir koruyucu madde içermez” yazısı “hiçbir katkı maddesi yoktur” anlamına da gelmiyor. Yine “hidrojene edilmiş yağ”, “hidrojene nebati yağ” gibi ifadelerin, margarini kastettiğini unutmayın. Ayrıca “şurubu” ifadesi geçen çoğu katkının, işlenmiş ve yoğunlaştırılmış şeker olduğunu bilmelisiniz.

Raf ömrü

“Raf ömrü”, sık kullanılan bir terimdir. Tanımlanmış depolama koşullarında, üretim veya paketleme sonrasında, bir gıda ürününün güvenli ve kullanım için uygun olacağı süredir. Tüketici, genellikle, bir gıda ürününün artık kullanılmayacak hale gelmeden, evde saklanabileceği süre ile ilgilidir. Satıcı, bir ürünün satış potansiyelini ve kârını maksimize etmek için rafta kalacağı sürenin uzunluğunu bilmek ister.

Bozulmanın en kötü senaryosu; gıda ürününün, hastalığa ve hatta ölüme neden olabileceği bir gıda güvenliği konusu haline gelmesidir. Bununla birlikte, daha az ciddi gıda bozulma vakaları; gıdaların renk, lezzet, doku veya aromasının bozulması ya da değişmesi olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü, tüketicilere, kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için, tuz alımını azaltmalarını önermektedir ancak tuz genellikle koruyucu olarak kullanılmaktadır. İşlenmiş gıdalardaki tuzun azaltılması; güvenliği sağlamak ve ürünlerin raf ömrünü korumak için ek koruyuculara ihtiyaç duyulmasına neden olabilir.

Etiketlerde rastladığımız katkı maddelerine göz atıyoruz

Trans yağlar: Birçok ürün etiketinde “trans yağ içermez” ibaresini okuyoruz. Demek ki trans yağlar, tüketilmemesi gereken katkıların başında geliyor. Trans yağlar raf ömrünü uzattığı için sıkça kullanılıyor. Trans yağlı gıdalar tüketmek, kalp krizi ve felç gibi rahatsızlıkların riskini artırabilir.

Lezzet vermek için: “Monosodyum glutamat” (MSG), merkezi sinir sistemine zarar verdiğinden Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların yanı sıra diyabet, böbrek ve karaciğerde hasara neden olabiliyor. Tabii bunlar riski arttırıyor; “mutlaka hasta eder” gibi bir ifade kullanmıyoruz. MSG; göğüste sıkışma, baş ağrıları ve boyunda yanma hissine neden olabilmektedir.

Sodyum ya da tuz: Besinin lezzetini arttırmak ve raf ömrünü uzatmak amacıyla da ekstra olarak eklenebilir. Aldığınız besinlerdeki tuz miktarının az olmasına özen gösterin ve sodyum oranı düşük besinleri tercih etmeye çalışın.

Emülgatör: Bitkisel yağlar, gliserol ve organik asitlerden yapılan emülgatörler; ekmek ürünlerinin raf ömrünü uzatır ve yağ ile su gibi normalde karışmayacak sıvıların rahatça birleşmesini sağlar. Az yağlı veya düşük kalorili ürünlerin çoğunda emülgatör kullanır.

Renklendiriciler: Bu boyalar özellikle canlı renklere sahip gıdalarda kullanılıyor ama sanıldığı gibi masum değil. Kanser, davranış bozuklukları, hafıza sorunları gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor.

Potasyum bromat: Ekmek ürünlerinde hacim arttırmak ve rengi açmak için kullanılan katkı maddesidir. Vücutta toksik etki yaratabiliyor.

Benzoik Asit / Sodyum Benzoat: Süt ve et ürünlerine sıklıkla eklenen bu koruyucular; içecekler, düşük şekerli ürünler, tahıllar ve etler de dahil olmak üzere birçok gıdada kullanılmaktadır. Sindirim enzimlerinin düzgün işleyişini etkiliyor, özellikle çocuklarda baş ağrılarına, mide rahatsızlığına ve hiperaktiviteye neden olur.

Sülfür dioksit gibi sülfitler: Koruyucu özellikleri ile yaygın olarak kullanılan türlerdir. Bunlar, ağırlıklı olarak kurutulmuş meyvelerde bulunur. Yoğun miktarlarda kullanılması, sağlık için zararlıdır.

Hazırlayan
Banu Kazanç
Beslenme ve Diyet Uzmanı

0 Yorum

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.